Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara
X
Bir dosyayı karşıya yükleyin

Maksimum Dosya boyutu limiti 20 MB

×

Saç Ekim Operasyonu Hakkında Herşey

Saç Ekim Operasyonu Hakkında Herşey
19 December 2019

Saç Ekim Operasyonu Multi-disipliner bir cerrahi yaklaşımla , hastayı bir bütün olarak ele alarak yapılması gereken bir operasyondur. Hastanın bu işin uzmanı, dünyadaki gelişmeleri takip eden, saç dökülmesi hakkında bilgisi olup, sadece cerrahi olarak değil, aynı zamanda destek tedavileri de düzenleyebilecek bir ekip bulması gerekmektedir.

Smile Hair Clinic’te doktorlarımız hastaların dökülme tipleri, tedaviye ihtiyacı olan alanları belirleyip saç ekimi işleminin planlamalarını yapmaktadırlar. Hastalarımız sabah kliniğe gelir, hemen sonrasında ayrıntılı ve aydınlatılmış onam formlarını imzalayıp, hasta güvenliği ve cerrahi operasyon açısından gerekli olan bulaşıcı hastalık paneli testlerini verir. Hemen sonrasında doktolrarımız hastalarımıza, saç ekimi hakkında genel bilgiler, saç ekimi aşamaları ve prosedürün ayrıntıları, sonuç ile ilgili beklentiler ve kliniğimizin yaklaşımı hakkında ayrıntılı bir brifing verir. Daha sonra hastaları operasyonun yapılacağı odalara geçip, doktorlarımız tarafından birebir muayene edilir. Bu esnada saç kaybının tipinin ve kayıp olan alanların belirlenmesi, donör alanın belirlenmesi yanında tahmini greft sayısı ,kök özellikleri, yaş, kafa anatomisi ve estetik görünümün oluşturulması dikkate alınarak ekim yapılacak alanlar belirlenir. Her bir faktör dikkatle değerlendirilerek ve hastalarımızın istekleri de göz önünde bulundurularak hastalar olası sonuçlar hakkında açıkça bilgilendirilir ve çizim yapılır. Sonrasında ise hastanın traşsız ya da traş edilerek opere edilmesi kararlaştırılır, traşlı ekime karar verilir ise sağlık personeli tüm saçları traş eder; traşsız saç ekimine karar verilmiş ise sadece donör alan traş edilir. Sağlık personeli tarafından traş edilmesi opsiyonunda tüm saçların kesilmesi, traş edilmeme durumunda ise sadece Donör Alanın yani kafanın arka kısmının traşı yapılır. Operasyondan sağlık personelleri önce kan basıncını ve diğer vital bulguları ölçerek hastanın medikal dosyasına işler ve sorumlu doktoru bilgilendirir.

Saç Çizgisi Belirlenme Kriterleri:

Hastaların saç çizgisi uzun yıllardır Da Vincinin altın oranlarına, ya da çeşitli kurumların belirli kriterine göre belirlense de, Doktor, saç çizgisini hastanın yaşı, kafa anatomisi, etnik orjini ve hastanın kendini nasıl görmek istediğini dikkatli bir şekilde belirlemelidir. Hastaların ekim yapılacak alanı çok geniş ise , bu hastalarda greft sayısı ne yazık ki genellikle daha azdır; daha konservatif ,yukarıda bir çizgisi belirlenmelidir. Eğer yeterli graft alınabileceği ve istenen oranda kapama yapılabileceği düşünülüyorsa ise buna uygun daha aşağıda bir saç çizgisi çizilebilir. Ön çizgiyi çizerken ön taraftan hastanın yüzüne uymalıdır, Beyaz ırk, Asya tipi yüz, Afrika yüz tipi çizgileri farklı olup, düz, oval, kıvrımlı olabilir; saç çizgisinin belirlenmesinde yüz şekli çok ama çok önemli bir faktördür. Uygun şartlarda saç çizgisi, kaşlardan 6.5-7.5 cm yukarıda başlamalıdır. Saç çizgisinin önden iyi gözükmesine önemli olsa da mutlaka ayna yardımı ile hastanın gözünden nasıl göründüğü değerlendirilmeli ve hasta ile beraber karar vermek gerekmektedir. Saç çizgisinin yandan görünüşü de hafif yukarı doğru olup, doğal gözükmesi sağlanmalıdır. Hastanın yaşı daha ileride ise, şakak bölgeleri (temporal bölge) daha yukarıda olmalı, yan saç ve ön saçlarının ayrımının olduğu bölgede birleştirilmelidir.  Saç çizgisi dizayn edilirken göz önünde alınması gereken bir diğer faktör ise alındaki kas yapısıdır, kaslar hastanın kaşlarını yukarı kaldırması ile kolaylıkla tespit edilebilir. Bu kas yapısının değerlendirilmesi daha önceki saç çizgisi ile bilgi vererek doğal bir çizgi oluşturulmasında önemli bir rol oynar, çizgiye bu kas yapısının hemen üstünden başlamak en ideal planlamadır. Diğer bir yardımcı faktör ise hastanın dökülme öncesi fotoğraflarıdır. Bütün bu değişkenleri değerlendirerek planlama yapmak ustalık gerektiren bir iş olup, insizyon/kanal safhasında bölgesel saç yönleri de dikkate alınarak plan hayata geçirilir.

Saç Ekimi İşleminin Aşamaları

Saç ekimi  işlemi üç Aşamadan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibi olup Alım ve Kanal Açma/İnsizyon dur. Saç ekimi, belirli bir bölgenin ciltten verilen ilaçlarla uyuşturulması anlamına gelen lokal anestezi ile yapılır, bu işlem hastanın operasyon süresince herhangi bir ağrı çekmeden konforlu bir biçimde olması sağlanır. Saç ekimi operasyonları ortalama 6-8 saat sürmekte olup anestezi işlemi yaklaşık 15 dakika sürmekte, anestezi tamamlandıktan sonra hastalar ağrı hissetmemektedirler. Hastaya total olarak iki kez lokal anestezi uygulanır; ilki alım safhasından ve ikincisi insizyon safhasından önce.

  1. Alım (Ekstraksiyon)                Süre: 1.5-2 Saat         Öncesinde 5-15 dk Lokal Anestezi
  2. Kanal Açma ( İnsizyon)           Süre: 1 – 1.5 Saat       Öncesinde 5-15 dk Lokal Anestezi
  3. Ekim ( İmplantasyon)             Süre: 1.5-2 Saat

Toplam Operasyon Süresi hazırlanma ve beklemelerle : 6-8 saat

Alım (Ekstraksiyon)

Bu safha hastalar için en zorlu safhadır, çünkü yüz üstü olarak yaklaşık 2 saat yatmak zorundadırlar. Hasta işlem yapılacak koltuğa yattıktan hemen sonra, saç yapısı ve dökülme göz önüne alınarak donör alan belirlenir. Daha sonra ilk lokal anestezi uygulaması gerçekleştirilir, bunun sonrasında ağrı kontrolü gerçekleştirilerek hastanın hiçbir şekilde ağrı hissetmeyeceğinden emin olunur. Sonrasında ise bir diğer aşama olan şişirme ( Tümesent) uygulaması yapılarak, donör alandaki dolaşım azaltılarak kan kaybı minimum düzeye indirilir ve dokulara minimum zarar verileceğinden emin olunur.  Operasyona Mikro Motor adı verilen medikal cihaza bağlı ve  hastanın folikül büyüklüğüne uygun, saçların çıkarılmasını sağlayan 0.70-1.00 mm genişliğinde 4-5mm uzunluğunda kesici hastaya özel tek kullanımlık punch ile kontrol atışları yapılarak başlanır. Burada amaç doğru punch tespiti ile saçların kırılmadan, zarar vermeden tüm doku olarak çıkarılmasını sağlamaktır. Saç Ekim operasyonun en önemli aşaması olan alım aşamasında asıl amaç, dünyada kabul gören olası zarar yüzdesi %5 veya altında bir yüzdeyle sorunsuz çıkarılmasıdır. Böylece hasta için planlanan saç greft sayısı minimum zarar ve yüksek kaliteyle çıkarılır, olası en iyi sonuca büyük ölçüde yaklaşılmış olur. Bu işlem esnasında üstün dikkat gerekir,  çıkarılan her greft doktorlar tarafından yetiştirilen Cerrahi asistanlar tarafından ayırılır, sayılır ve zarar görüp görmedikleri belirlenir. Doktorlar bu yüzdelere sıkıca takip etmelidir. Smile Hair Clinic’te bu süreç hem süpervizörlerimiz hem de doktorlarımız tarafından titizlikte izlenip, operasyonun kalitesi ve sonucun iyi olması garanti altına alınır.

Hastaların beklentileri genel alınabilecek en yüksek rakamların alınmasıdır. Ancak burada hesaplama doğru yapılıp, hastanın ihtiyacı olan sayının tespiti, ekim yapılacak alanın dolaşımına, bu dolaşımın ekilen greftleri besleyip beslemeyeceğine ve sonrasında hastanın arka donör bölgesinin nasıl görüneceği dikkate alınarak, dönor alana zarar vermeden yapılmalıdır. Hastalar her ne kadar yüksek greft sayıları bekleseler de önemli olan hastadan ihitacı olan ve ona zarar vermeyecek rakamın alınmasıdır, kısacası hastayı bütünü ile değerlendirip buna göre bir tedavi planı çıkarmaktır.

Greft sayısı birkaç faktöre bağlı olarak değişir.

  1. Donör Alanın Genişliği
  2. Donör Alanın Yoğunluğu
  3. Tekli/Multipl saçların oranı
  4. Kalın ve İnce saçların Oranı

Donor Alanın Genişliği:

Dünyadaki bir çok olayı fizik ve matematik ile açıklayabiliriz, saç ekimi de buna dahildir. Bu kurallar dikkate alınırsa aynı yoğunluğu bulunan iki donör alandan daha büyük alana sahip olandan daha fazla greft alınır. Hastaların dökülen bölgeleri (tepe açıklıkları) bazen yaş, bazen dökülme tipine bağlı olarak donor alanın sınılarına içine girebilir. Bu dökülme özellikle genç hasta grubunda bu tam oluşmamış, yada yeni oluşuyor olabilir, bu donör alan belirlenmesinde ki en önemli faktörlerden biridir. Doktorumuz donör alanını daha aşağıda sonlandırarak, ileride alım yapılan alan ile dökülme alanın birleşmesini engelleyebilir ve arkada oluşacak kelliğin önüne geçebilir. Donör alanın orta bölgesi daha çok greft alınabilen, daha çok fölikül içeren ve bu föliküllerin kalın olduğu greftlerin bulunduğu alan olup, kulak arkaları ve yanlar bölümler ise dolaşım ve yoğunluk bakımından daha dikkatli alım yapılması gereken, ön hatta ekilecek olan ince ve tekli greftlerin alınabileceği alanlardır.

Donor Alanın Yoğunluğu

Donör alan yoğunluğu kişiden kişiye değişmekte olup, saç ekiminin sonucunu direk olarak etkileyen en faktörlerden biridir, Cm2 de bulunan foliküler ünite sayısıdır. Dünya genelinde yapılan araştırmalar yoğunluğun 40-110 FU/cm2 arasında olup, ortalamanın 60-80 FU/cm2 olduğunu göstermiştir. Alan genişliğinin hesaplanması sonrası, bu iki değişken çarpılarak toplam Folikül sayısı belirlenir. Toplam Folikül sayısına göre maksimum alınabilecek greft sayısı tahmini olarak hesaplanır. Donör alanda bulunan foliküllerin %30-40 kadarı alınabilir. Burada amaç operasyon sonrası donör bölgeden alım yapıldığının anlaşılmayacağı düzeyde bir yoğunluk azalması ve donör alanda skar doku oluşumuna izin vermemektir. Punch kullanarak çıkarılan her folikül ciltte punch boyutuna göre değişkenlik gösteren bir boşluk bırakır. Bu delikler çok küçük delikler olup dokular hızlı iyileşir ve iz bırakmaz. Alım yapılırken bu deliklerin birbirine çok yakın konumlanmamasına dikkat edilmelidir yoksa bunlar birleşir ve büyük çaplara ulaşırlar, ne yazık ki birleşmiş büyük doku kayıpları kolay iyileşmez ve mutlaka skar bırakarak iyileşirler. Ancak bazı klinikler daha çok alım yaparak sayıyı yükseltmek için buna özen göstermemektedirler. Bu durum hastanın ileride sıkıntı yaşamasına, görüntü bozukluğuna ve memnuniyetsizliğe yol açar. Bundan kaçınmak kaliteli bir işlem gerçekleştirmenin ilk kurallarından biridir. Ayrıca hasta ileride diğer bir seansa daha ekim yaptıracaksa, alınan saçlar tekrar büyümediği için, bir önceki seansta deliklerin birleşmemiş olması, alınamamış saçların alınabilmesi olanağını sağlar. Hastalara maksimum sayıda alım yapılacağının söylenmesi aslında hastanın o seansta donör bölgesine zarar verilmeden, skar oluşturulmadan, dolaşımını bozmadan ve ekilecek alandaki dolaşımın beslenmesini sağlayacak kadar Folikülün alınması ve transferidir.

Donör bölgesinde az yoğunluğu olan hastalarda alım yapılabilecek sayının az olacağı aşikar olduğu gibi, yoğunluğu çok fazla olan hastalarda ise yine sıklıktan dolayı foliküller çok yakındır bu bölgelerden de sık alım yapılamaz, yapılmamalıdır. Bu faktörlere dikkat edilerek hastanın donör bölgesinin görüntüsü bozulmamış olup, hastaya ileride olması gerekebileceği seanlar için sağlıklı saçlar ve rezerv sağlanır.

Tekli/Multipl saçların oranı

Saçları sağlıklı ve dökülme yaşamamış İnsan vücudunda toplam 100.000 saç olup bunların büyük bir çoğunluğu kafada bulunur. Kafada ortalama 60.000-80.000 saç kökü olup, bu saçlar Folikül adını verdiğimiz 1-5 arası saç , ve saç hariç diğer dokuları da içeren  üniteler şeklinde dağılmaktadır. Dünya genelindeki araştırmalar sonucunda folikül başına 2.2 saç bulunduğu saptanmıştır. Hastalardan alım yapılırken hastada folikül başına düşen saç fazlalığı olması, ve alım yapılırken özellikle daha çoklu içeren saçların seçilmesi az greftle daha iyi sonuçlar edilmesini sağlar. Ancak saç çizgisi yeniden dizayn edilen hastalarda daha çok tekli ve ince saçların seçilerek bunların ön hatta ekilmesi, saç çizgisinin hemen arkasında ve ekim yapılan diğer alanlarda çoklu (multipl) saçların ekilmesi, istenen güzel yoğunluklu ve doğal görünümlü bir sonuç için gereklidir. Alım sırasında o yüzden öncelikle saç çizgisi için gerekli tekli saç alımı sonrasında ise daha çok multipl saçları almayı hedeflemek önemlidir. Çoklu saçların alınması için saçlara zarar vermeyecek daha büyük punchlara ihtiyaç duyulur (insizyon sırasında greft boyutuna göre kullanılacak bıçağın belirlenmesi gerektiği gibi) . Çünkü daha çoklu saç kökleri alınırken, ince çaplı bir punch o kadar çok saç içeren foliküle zarar verilebilir. Bu detaylara dikkat etmek önceden bahsetmiş olduğumuz kırık (transection) oranları minimum düzeyde tutulmasında çok büyük önem taşır. Alınan bu foliküller yine cerrahi asistanlar tarafından tekli, ikili, üçlü ve daha çoklu olarak ayırılır, sayılır, ve hasta dosyasına işlenir.

Kalın ve İnce saçların Oranı

Kalın saçlara sahip olan hastalar daha az greftle daha iyi bir sonuç alabilmektedir. Bu sebeple alım sırasında donör alandaki kalın saçlar hedeflenir. İnce saçların daha seyrek bir görüntü vereceği unutulmamalıdır. Hastalar saçlarını uzun kullandıklarında, yoğun bir saç görünümü olsa da aslında  ince saçlara sahip olabilirler. Kümülatif kalınlık dediğimiz, çıkarılan saçların hepsinin bir bütün olarak ölçülmesidir; bu faktörü de göz önüne aldığımız zaman kalın saçlar her zaman ekim bölgesinde daha iyi bir yoğunluk veririler. Alım sırasında yine amaç saç çizgisi için ince saçların seçimi ve bunda yeterli sayıya ulaşıldıktan sonra kalın saçların hedeflenerek bir seansta alınabilecek en iyi sonucun alınmasıdır.

Sonuç olarak hastaların anatomisi, donör alan genişliği, yoğunluğu ve dolaşım durumuna göre maksimum alınması gereken sayılar belirli bir sayıyı geçmemeli, hangi bölgeden ne kadar alınacağı belirlenmeli doktor bunu iyi belirlemelidir. Bir yarış gibi düşünülerek daha çok saç alınacak diye yüksek sayılar alınmamalı, yüksek sayılar hastayı anlık memnun etse de, sonrasında o görüntüyle yaşamak zorunda kalanın hasta olacağı, ve  ileride karşılaşabileceği olası sorunlar hakkında çok fazla bir bilgisi olmadığı için bunlar doktor tarafından iyi anlatılmalıdır.

Kanal Açma ( İnsizyon)

Doktor tarafından sayısı ve özelliği planlanan ve buna göre alınan greftler, cerrahi asistanlar tarafından içindeki saç sayısı göre ayrılır. Kanal çama işleminin ilk adımı greftlerin inceliği, boyunun belirlenip işlem için doğru safir bıçağın seçilmesidir. Doğal bir sonuç için ön saflara 10-20 derece eğim ile doğal kanal yönü oluşturulmalı, arkaya doğru bu açı giderek dikleştirilerek açılmalıdır. Doktor bu aşamada hastanın kendi saçlarının yönü ve uzanışını taklit etmelidir. Kanal yön derecesi gibi kanalın uzanışı da diğer bir doğal görünümü belirlemede önemli bir faktördür. Kanallar açım sırasında önlere dikey olarak açılmalı, yanlar ise yataydan yavaşça dik açıya doğru  değişerek daha ortaya doğru toplanmalı, yanların geçiş noktalarında gerekiyorsa hali hazırda bulunan saçlarla aynı yönde olmalıdır. Kanalın genişliği sonucu direk etkileyeceği için birbirine geçer tarzda kanal açılmalıdır; böylelikle daha sık bir kanal açılımı sağlanır. Ekilecek greft sayısı cm2 de yoğun yerlerde saç kalınlığına/inceliğine bağlı olarak 60-70 FU/cm2 olarak planlamalıdır. Eğer hastanın yeterli grefti yok ise hastanın önceliğine göre, öncelikli alanlara yüksek yoğunlukla kanal açılıp , diğer alanlara kanal açılımı 20-25 FU/cm2 ye kadar azaltılabilir. Yönü ve sıklığından sonraki başka bir önemli faktör, saçların doğru yere ve zarar vermeden ekilmesi için, kanal derinliği sağlanmasıdır. Çok derin veya çok sığ kanal açılmamalıdır. Çok sığ kanal greftin gerekli dolaşımı alamamasına, ekim sırasında cerrahi asistanların greftin içeride bükülmesine sebebiyet vermesine sebep olmaktadır; sonuç olarak ekilen saçlar büyümemektedir. Kanal çok derin olduğu zaman ise, kesi damar ve epitel yapısına  zarar verir, dokuda çökmeler gözlenebilir, greft tamamen gömülebilir; sonuç olarak greftler yine büyümez. Kanal açma işlemi öncesinde doktor, ekim alanının cetvellerle doğru ölçümü yapmalı ve yüzey alanını doğru olarak belirlemelidir. Bu sayede greft dağılımı doğru olarak planlanabilir ve doktor kanalları doğru dizayn edebilir. Yine doktor çıkan greft sayısını ve buna göre planını hastaya anlatmalı, hastanın önceliklerini teyit etmelidir. Kanallar açılırken diğer önemli husus ise tümesen (tumescent)/şişirme sıvının, adrenalin ve izotonik içeren enjekte ettiğimiz sıvı, kanal açılacak bölgenin dolaşımını kontrol altına alması, kanamanın azaltılması, dokunun yükseltirilerek diğer etraftaki diğer dokulara zarar verilmemsidir. Şişirme doku yüzeyini kanal açılımı sırasında genişletir, cilt yüzeyi normale dönünce daha yoğun bir kanal açılımı elde edilmiş olur. Kanal açım işleminin bitiminde , doktor hastayı kaldırarak otutturur,  hasta ve doktor beraber saç çizgisini kontrol eder ve hastanın onayı alınır, farklılar olmadığı görülür ve süreç tamamlanır. Saç çizgisinin oluşturulması sırasındaki  önemli bir diğer husus ise, kanallar düz bir çizgi üzerine yerleştirilmemeli, düzensiz aralıklarla düzensiz ve birbirine benzemeyen girintiler ve çıkıntılar yapılmalı, saçlar uzadıktan sonra yapay olmayan farklı bir görüntü elde edilmelidir.

EKİM:

Hastadan alınan graftler 6 Saate kadar herhangi bir zarar görmeden bekleyebilir, bunun sağlanabilmesi için operasyon sırasında greftler özel sıvılarda ve belirli soğukluklarda saklanmalıdır; ekim başladığı zaman bu faktörlerin kontrolü sıkı bir şekilde sağlanmalıdır. Böylelikle sağlığı korunur ve saç ekimi işleminin kalitesi sağlanır. Ekim yapacak sağlık personelinin, uzun bir eğitimden geçmesi gerekmektedir, grefti ve tüm bileşenlerini tanımalı, travma yol açmadan grefti doğru yerleştirecek el becerisine sahip olmalıdır. Diğer tüm koşullar mükemmel şekilde sağlansa bile ,ekim aşaması saç ekiminin sonucu için hayati önem taşır, ekimin düzgün yapılmaması felaketle sonuçlanır. Grefti kökünden tutmamak, çok sıkmamak ve olası travmadan kaçınmak gerekir. Yerleştirme yaparken yine greftin bükülmemesini sağlamak, ve açılan kanala doğru yerleşmesi sağlanmalıdır. Operasyon sonrasında greftler mutlaka lopla kontrol edilmeli, ekilmiş greftler değişik bölgelerden random olarak seçilerek çıkartılmalı ve ekimin doğru gerçekleştiğinden emin olunmalıdır. Bu da operasyonun diğer bir kalite kontrol aşamasıdır.

Tüm bu aşamalardan sonra, hasta kaldırılıp, donör alanı pansumanı ve bandajı yapılır. Alından hem bandajın stabil olmasını sağlayan hem de şişliğin yerçekiminin etkisi ile yüze inmesini engelleyen bir bandajlama yapılmalıdır.

Bandaj sonrası hastanın dosyalama açısından fotoğrafları alınır ve doktorun taburcu etmesini beklemek üzere ana salona geçer.

Taburculuk esnasında doktor, hastaya dikkat etmesi gereken aşağıdaki unsurları belirtmelidir.

  1. Hala anestezi etkisi olduğu için kafasının travmadan korunması ( özellikle araca binerken ve inerken, bir yerden geçerken ve eğilirken)
  2. Kafanın dik tutulması (Özellikle telefon kullanımı, ayakkabı bağlanması ve eğilmesinin önlenmesi
  3. Yatış pozisyonun anlatılması ( Yastık ve boyun yastığının ayarlanıp ekilen saçların uykuda bunlara değerek çıkmaması)
  4. Tuzlu yiyeceklerden 1-2 gün uzak durması
  5. İlk birkaç saat Kahve, Sigara gibi maddelerden uzak durması
  6. En az 5 gün Alkol almaması (verilen ilaçlar bitene kadar)
  7. Çantada verilen Enfeksiyon önleyici Antibiyotik, Ağrı kesici, Anti-inflamatuar ilaçların nasıl kullanılması gerektiği
  8. Sıcak, Güneş ve tozlu ortamdan kaçınması
  9. Ödemi azaltmak için alın bölgesine kısa aralıklarla düzenli masaj yapması ve bulabilirse soğuk uygulama yapması gerektiği.

Operasyon sonrasında hastalarda ağrı şikayeti çok nadirdir, kendilerine sıkça tembihlenen graftlere zarar gelmemesi adına kendilerini uyku sırasında dikkatli olmak zorunda hissederek uyudukları için gece yeterli uykuyu almayabilirler. Bu sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ayrıca gece boyunca, donor alandan akıntı gelebilir, bu aslında hastalara enjekte edilen tümesent sıvıdır. Büyük bir çoğunluğu bandaj tarafından emilse de bir miktar sızma olur. Kırmızı gibi gözüken bu sıvı hastalar tarafından sıkça kanama olarak nitelendirilse de belirttiğimiz gibi tümesent sıvıdır ve endişe edilmemelidir. Zaten klinik tarafından yastığa örtülmek üzere bir örtü verilir.

Lokal Anestezi Hakkında Bilinmesi Gerekenler:

Cerrahi operasyonlarda hastaların endişe duyduğu noktaların en başında ağrı ve acı hissetmekten yana duyulan korku gelir. Saç ekimi de cerrahi bir müdahale olarak nitelendirildiğinden dolayı çoğu zaman hastaların acı hissetme konusundaki sorularıyla karşılaşmaktayız. Lokal anestezi sonrası hastalarımız kesinlikle ağrı hissetmemekte müzik dinleyip, kitap okumakta ve film izlemektedirler.

Ancak lokal anestezi süreci ağrılı bir işlemdir. Lokal anestezi de ağrı hissedilmesinin nedeni ilacın dokuya girdiği anda yarattığı ve birkaç saniye süren yanma hissidir. Bu hissin ilacın dokuya verilmesinde kullanılan teknikle bir alakası yoktur. Ne yazık ki birkaç global birkaç ilaç vardır ve bu ilaçların hepsi de aynı etkiyi yaratmaktadır. Bu yanma hissinin şiddeti kişinin ağrı eşiğine göre değişmektedir. Ama sonrasında aldığımız geri bildirimler genellikle internet ortamında bu kadar abartılmasına gerek olmadığı yönündedir.

Hastalarımıza tüm işlem sırasında iki kez lokal anestezi yapılmaktadır ve bu iki işlemin toplam süresi en fazla 30 dakikadır. Operasyonun yaklaşık 6-8 saat sürdüğü göz önüne alınırsa bu gerçekten hiç de önemli bir süre değildir.

Kliniğimizde lokal anestezi uygulaması hem klasik enjeksiyon yolu ile hem de iğnesiz anestezi cihazı ile uygulanmaktadır. Bu iki yöntemin kendilerine göre olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Operasyon sürecini ve başarısını etkilemezler.

İĞNESİZ ANESTEZİ

Lokal anestezi işlemi operasyon sırasında hissedilecek acının önüne geçse de iğne fobisi olan ya da bu aşamada hissedeceği ağrıdan yana kaygı duyan hastalar için endişe yaratabilmektedir.

Son yıllarda dünyadaki pek çok gelişmiş ülkede kullanılmaya başlayan iğnesiz anestezi yöntemi, lokal anestezi yöntemlerinden biri olup, hastaların kaygısını minimum düzeye indirmekte, bu yolla hekimlerin de çalışma sürecini kolaylaştırmaktadır.

Saç ekiminde iğnesiz anestezi, ileri teknoloji cihazlarla yapılır. Anestezik ilaçların, baş bölgesine yerleştirilen cihazın uyguladığı yüksek hava basıncı yoluyla cilde püskürtülmesiyle dokuya girişi sağlanır. Daha sonra ilaç difüzyon mantığı ile dokuya yayılır. Bu noktada hastaların bilmesi gereken en önemli nokta cihazla bir miktar hissizlik yaratıldıktan sonra iğnelerin yine de tümesent anestezi uygulanması için kullanılacağıdır.

İĞNESİZ ANESTEZİ, AĞRISIZ ANESTEZİ DEĞİLDİR

Saç ekimi büyük bir markettir. Ne yazık ki bazı klinikler bu markette bir adım öne geçebilmek adına iğnesiz anesteziyi ağrısız olarak tanıtmakta ve bu sayede hastaların kendi kliniklerini seçmesini amaçlamaktadırlar.

Lokal anestezide ağrı hissedilmesinin nedeni uygulanan teknikten çok ilacın kendisidir. Bu sebeple iğnesiz anestezi ağrıyı azaltsa dahi kesinlikle tamamen ağrısız değildir. Hastalar araştırma yaparken aksini söyleyenlere itibar etmemelidir.

Smile Hair Transplant Clinic Istanbul Hair Transplantation, Hair Restoration Surgery, Hair Transplant , FUE has 4.61 out of 5 stars 84 Reviews on ProvenExpert.com